Sıkça Sorulan Sorular | Madalyon Psikiyatri Merkezi

Sıkça Sorulan Sorular

  • Psikiyatri Merkezi’ne kimler gitmelidir?

    Kendini mutsuz, çaresiz, güvensiz ve sıkıntıda hisseden, sorunlarına çözüm üretemeyen, insanlar arası ilişkilerde başarısız, kendini sevmeyen, beğenmeyen, sık sık kafasına bir şeyler takılan, geceleri uyuyamayan, yaşama sevincini kaybetmiş kişilerin mutlaka bir uzmana başvurması gerekir. Bu konuda sayabileceğimiz daha pek çok sorun vardır. Çeşitli korkular, bazı hareketlerin irade dışı tekrarı, tikler, baş edilemeyen kıskançlıklar, ani parlamalar, öfke nöbetleri, agresif ve kırıcı davranışlar, aşırı içe dönüklük, aşırı alınganlık, sık ağlamalar, toplumdan kopma, hayata karşı ilgisizlik, belli konulara takılıp kalma, çok uyuma, yataktan çıkmak istememe, aşırı tembellik, aşırı dağınıklık veya tam tersi aşırı titizlik vs. Aynı kişide bunların hepsi birden bulunmayabilir ama kişi kendini yetersiz, güvensiz ve en önemlisi umutsuz hissediyorsa bunu mutlaka psikolog ya da psikiyatrist ile paylaşmalıdır.

    Psikiyatri Merkezinden yardım almak için hasta olmak gerekmez.  Ancak gelişmemiş veya yeni gelişmekte olan ülkelerde, sadece ağır ruh hastaları psikiyatri hastanelerine götürülmekte ve bu hastalar genellikle büyük depo hastanelerde yatarak tedavi görmektedirler.

    Gelişmiş Batı Ülkelerinde ruh hastaları için büyük depo hastaneler yavaş yavaş yok olmakta, yerini daha küçük, modern, spesifik konularda hizmet veren butik klinikler almaktadır. Çünkü bütün dünyada genel eğilim ruh hastalarının hastanelerden çıkarılıp, toplumun içinde, özellikle ailelerinin yanında tedavi görmeleri yönündedir. Çünkü psikiyatri servislerinde uzun süre kalan hastalar normal diyebileceğimiz insanlardan yani toplumdan, çevrelerinden tamamen kopmakta ve zamanla hayata uyum sağlamaları giderek daha da zorlaşmaktadır.

    Bütün bunlara rağmen bazı durumlarda yine de bir süre psikiyatri kliniklerinde yatarak tedavi görmek hem hasta hem de ailesi açısından faydalı bir durumdur.

  • Psikiyatride neden ilaç kullanılır? İlaçlar neyi değiştirir?

    Psikiyatri pozitif bir bilim dalıdır. Yani diğer tıp dallarında olduğu gibi ruhsal hastalıklarda da bedende, özellikle beynimizde bazı biyokimyasal değişiklikler olmakta ve ilaç tedavisi ile bu değişikliklere bağlı oluşan problemler düzeltilmeye çalışılmaktadır.

    30-40 yıl öncesine kadar ilaçların, sadece hastaları sakinleştiren, hem kendilerine hem de çevreye zarar vermelerini engelleyen uyuşturucu türü ilaçlar kullanılıyordu. Muhtemelen bu nedenle bugün hala psikiyatride kullanılan ilaçların bu tür uyuşturucu ilaçlar olduğu sanılmaktadır. Hatta pek çok tıp doktoru bile bu ilaçlara ihtiyatla yaklaşmakta ve hastalarının bu tür ilaçlar kullanmasına pek sıcak bakmamaktadır. Halbuki tıp dalları içinde son yüzyılın ikinci yarısında en büyük ilerleme ruh bilimi dalında olmuş, nedeni pek bilinmeyen pek çok ruhsal hastalığın beyin enzimlerindeki değişikler, dengesizlikler yüzünden ortaya çıktığı bilimsel araştırmalarla kesinleşmiş ve bu bozuklukları düzelten ilaçlar hızla piyasaya verilmiştir.

    Merkezi sinir sistemini etkileyen hemen her ilaç, nöron adı verilen beyin hücrelerinin spesifik bölgelerine bağlanarak monoaminler diye adlandırdığımız serotonin, noradrenalin, dopamin ve bunlara benzer kimyasalların salınım ritimleri, metabolizmaları ve hücre içi faaliyetleri gibi fonksiyonlarını etkileyerek düşünce, duygu ve davranışlarımız üzerinde  düzenleyici etkiler göstermektedirler. Bu etkilerin yanında benzer mekanizmalar yan etkileri de ortaya çıkarmaktadırlar.

    Antidepresan, antipsikotik, anksiyolitik, duygu durum düzenleyici ve psikostimülan ilaçların tamamı, kapsamlı muayene ve tetkiklerin sonrasında uygun tanı ile kullanıldığında depresif bozukluklar, bipolar affektif bozukluk, şizofreni ve benzeri psikotik bozukluklar, sosyal fobi, panik bozukluk gibi anksiyete bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, davranım bozukluğu, bunama, yeme bozuklukları ve daha birçok psikiyatrik rahatsızlıkların tedavisinde etkin ve güvenli bir şekilde kullanılabilir.

    Gereksiz ilaç kullanımının önüne geçilebilmesi için mevcut şikayetlerin ayrıntılı bir şekilde değerlendirilerek tedavinin şekillendirilmesi gerekmektedir. Konunun uzmanları dışında önerilen tedaviler sağlığınızı olumsuz bir şekilde etkileyerek maddi ve manevi bir çok kayba uğramanıza sebep olabilir. Doktor tarafından önerilen ilaçların düzenli kullanılması, ara verilmemesi, doktordan habersiz bu ilaçların kesilmemesi de tedavinin sonuçları açısından çok önemlidir.

  • Psikiyatrinin kullandığı ilaçlar alışkanlık yapar mı?

    Ruhsal hastalıkların tedavisinde üç tür ilaç kullanılır. Kırmızı reçeteye tabi ilaçlar, yeşil reçeteye tabi ilaçlar ve hekimliğin diğer dallarında olduğu gibi beyaz reçeteyle satılan ilaçlar. Kırmızı reçete, bedende kısa sürede ciddi bağımlılık yapabilen ilaçlarda kullanılır. Psikiyatri bu tür bağımlılık yapabilen ilaçları çok sık kullanmaz. Psikiyatride kırmızı reçete özellikle dikkat eksikliği ve hiperaktivite gibi hastalıklarda  kullanılır. Doktor kontrolünde kullanılan bu ilaçlardan çocuklar çok yararlanabilir ve ergenlik döneminde de genellikle bu tedaviye son verilir.

    Yeşil reçeteye tabi sıkıntı giderici, rahatlatıcı ilaçlar psikiyatride çok sık kullanılır. Bu tür ilaçlar bedende bağımlılık yapmaz, alışkanlık yapabilir. Bunlar da mutlaka hekim kontrolünde kullanılmalı ve hekimin önerdiği dozların üzerine çıkılmamalıdır.  Uzun süre kullanıldıkları durumlarda ilaçlar yavaş yavaş kesilmelidir.

    Beyaz reçeteyle satılan psikiyatrik ilaçların bağımlılık veya alışkanlık yapma etkileri yoktur ancak bu ilaçlar da ani kesildiklerinde ciddi ruhsal ve bedensel tepkilere yol açabilirler. Bu nedenle bütün bu ilaçlar doktorunuzun önerisiyle kullanılmalı ve aniden değil, yavaş yavaş kesilmelidir.

  • Psikiyatrist/Psikiyatr Kimdir?

    Psikiyatr, psikiyatrist veya ruh doktoru aynı anlama gelir. Bir psikiyatrist önce diğer tıp doktorları gibi 6 sene Tıp Fakültesinde okur. Buradan mezun olduktan sonra TUS yani Tıpta Uzmanlık Sınavına girer. Psikiyatri ana bilim dalında ihtisas yapacak puanı alanlar, aldıkları puanlara göre Türkiye’nin değişik yerlerindeki Üniversite veya büyük eğitim hastanelerinde ihtisas yapmaya başlarlar.  Beş yıl süren bu asistanlık döneminde doktorlar bir yandan teorik anlamda hocalarından mesleğin inceliklerini öğrenirken, bir yandan da asistan olarak çalıştıkları hastanelerde, polikliniklere başvuran veya yatarak tedavi gören hastalara hizmet verirler. Oldukça zahmetli geçen bu yıllarda geceleri sıklıkla kliniklerde nöbet tutar, hem kendi kliniklerinde yatan hastalara hem de hastanenin acil servisine başvuran hastalara hizmet verirler.

    Beş yılın sonuna doğru istedikleri veya hocaları tarafından onlara önerilen bir konuda bilimsel araştırma yapar, böylece tezlerini hazırlar ve bu tez kabul edilirse yeterlilik sınavına girerler. Bu sınavı da kazanan doktor artık psikiyatri dalında uzman olmuştur.

    Ruh doktorlarının psikologlardan en önemli farkı “tıp doktoru” olması nedeniyle hastasına ilaç yazabilmesi yani medikal tedavi yapabilmesidir. Ruh doktorlarının sadece ilaç yazdığı, psikoterapi yapmadığı konusu yanlış bir görüştür. Ruh doktorları beş yıl süren ihtisas dönemlerinde psiko-terapinin her çeşidini öğrenmekte ve uygulamaktadırlar. Ancak özellikle son çeyrek yüzyılda  dünyanın her yerinde yapılan çalışmalar ve yeni buluşlar nedeniyle ruh biliminin giderek daha çok pozitif bir bilim dalı haline gelmesi, ruhsal hastalıklarda ilaç kullanımını öne çıkarmıştır. Bu ilaçları hastalarına sadece ruh doktorları verebilir, ancak ilaçla birlikte hasta hekim arasında kurulan sıcak, yakın, içten bir ilişki biçimi, tedaviyi her zaman hızlandırmakta ve daha kolay, daha çabuk sonuç alınmasını sağlamaktadır.

  • Psikolog Kimdir?

    Psikoloji; en yalın tanımıyla, insanın bilişsel süreçlerinin, davranışlarının ve duygularının neden oluştuğunu, nasıl oluştuğunu ve yerleştiğini, nasıl değiştirilebileceğini ve kestirilebileceğini araştıran bir bilim dalıdır.

    Psikolog olabilmek için liseyi bitirdikten sonra psikoloji dalında eğitim veren dört yıllık bir Üniversiteden mezun olmak gerekmektedir. Bu dönemde öğrencilere insan psikolojisi ile ilgili çok kapsamlı bir eğitim verilir. Ortalama olarak bir psikoloji lisans mezunu 26 adet psikoloji kodlu dersi, hem kuramsal hem de dersin gerektirdiği uygulamalarla almaktadır. Eğer lisans mezunu psikolog, yüksek lisans yaparsa bunun için de ortalama 15 psikoloji kodlu ders almak durumundadır. Yani yüksek lisans düzeyinde uzmanlaşmak için bir öğrencinin ortalama 41 psikoloji kodlu ders alması gerekmektedir. Bu önemli bir yetkinlik sınavıdır ve psikolojinin yüksek standartlarının ciddiyetine işaret eder. Bunun yanı sıra psikolojik testler, bu testlerin uygulanış biçimi ve yorumlanmaları konusu psikologların önemli sorumluluk alanlarından biridir.

    Psikoloji bilimi, dört temel alanda faaliyet gösterir. Amaçlarını;

    1. Laboratuvar ortamında gerçekleştiren Deneysel Psikoloji
    2. Sosyal ortamlarda gerçekleştiren Sosyal Psikoloji
    3. Gelişim süreci çerçevesinde gerçekleştiren Gelişim Psikolojisi
    4. Davranış ve duygusal sorunlar bağlamında gerçekleştiren Klinik Psikoloji

    Psikoloji, günümüzde bu temel alanlardan türemiş 50 civarında uzmanlık alanı olan bir bilim ve meslek dalıdır. Diğer uzmanlık alanları olarak; Eğitim Psikolojisi, Sağlık Psikolojisi, Nöropsikoloji, Endüstri Psikolojisi, Okul Psikolojisi, Adli Psikoloji, Spor Psikolojisi, Trafik Psikolojisi, Psikometri sayılabilir.

    Psikologlar beyin-davranış ve çevre-davranış ilişkisi üzerine çalışırlar. Araştırmacı olarak gözlem, deney ve analiz gibi bilimsel yöntemleri izler, bilimsel bulguları uygulamak için yaratıcılıklarını ve empati yeteneklerini kullanırlar.  Bireylerin ve toplumların değişen gereksinimlerini karşılamak amacıyla yeni yaklaşımlar geliştirirler.

    Psikolojide çalışma alanlarının sayısı ve etkinliği her geçen gün artmaktadır. Toplumdaki sorunların çoğunluğunun insan davranışıyla ilgili olması nedeniyle psikolojinin çok fazla çalışma alanı bulunmaktadır. Örneğin kişisel ilişkilerdeki güçlükler, sokakta ve evde şiddet, kendi sağlığımıza ve çevremize zarar veren davranışlarımız, okul problemleri, sınav kaygısı, boşanma süreçleri, fobiler, cinsel sorunlar, konuşma bozuklukları gibi bireysel sorunlar ve toplumsal sorunlar, psikologların ilgilendikleri sorunlar arasındadır. Psikologlar, bilimsel yöntemle bilgi toplama, bilgiyi analiz etme, önleme ve müdahale stratejileri geliştirme gibi yollarla sorunların çözümüne katkıda bulunurlar. Öğrenme ve bellek konularındaki araştırmalarda kaydedilen gelişmeler ile beden ve ruh sağlığının iç-içeliği psikoloji bilimini her zamankinden daha ilginç bir hale getirmektedir.

  • Psikoterapi Nedir?

    Psikoterapi çok geniş anlamda düşünce, duygu ve davranışları, konuşma ve ilişki kurma yolları ile etkileyerek değiştirme ve iyileştirme demektir. Ancak ruh sağlığı hizmetlerinde kullanılan anlamıyla psikoterapi denince, psikiyatri ve psikoloji bilgilerine dayanan; kişiyi, kendisini ve çevresini zorlayan belirtilerin iyileşmesi için hasta ile olumlu bir ilişki içinde özel teknikleri kullanan bir takım uygulamalar anlaşılır.

    Psikoterapinin farklı çıkış noktalarından kaynak alınarak oluşturulan türleri vardır. Terapistin hastaya yanaşma biçimi ve tutumuna göre bastırıcı, destekleyici ve derinliğine araştırıcı psikoterapi türleri olabildiği gibi; psikiyatri ve psikolojik kuramlar çıkış noktasına göre ise psikodinamik temellere dayanan, öğrenme ilkelerine dayanan, varoluşsal ilkelere dayanan ve bilişsel-davranışçı ilkelere dayanan psikoterapi türlerinden bahsedilebilir. Ayrıca psikoterapiler bireysel, grup, psikodrama, oyun ve aile olmak üzere tedavi durumunun biçimine göre de tanımlanmaktadır.

    Terapide öncelikle hastanın kendisiyle ilgili sorunlar ve yaşadığı olumsuzluklar karşısında kendi sorumluluğunu görmesi sağlanmalıdır. İnsan, sorunlarının sebebini tamamen dışarıda arar ve bu konuda sorumluluk almak istemezse, terapinin bir yararı olmaz. İnsanların çoğu sorunlarının sebeplerini çevrede, yani yakın ilişki içinde oldukları insanlarda, aile ve iş çevrelerinde arar. Terapide doktoru en çok zorlayan konuların başında bu gelir. Her birimiz kendi yaşam biçimimizin sorumlusu ve yaratıcısı olmak zorundayız. Sonuç olarak terapi süreci, iç çatışmalara rehberlik edecek olan sorgulayıcı bir benlik bilincinin ve kaygının oluşmasını sağlamaya çalışır.

    Bilimsel yönü yadsınamayan psikoterapinin, hekimlik gibi bir sanat yanı da vardır. Çünkü psikoterapi özünde, hasta ile ilişki kurarak etkileme sanatıdır. Dolayısıyla psikoterapide dinleyebilmek, empati yapabilmek, ilgilenebilmek, yan tutmamak, yargılamamak ve esnek olabilmek, bu sanatın icrasında psikiyatri ve psikolojiyi bilmek kadar önemlidir. 

  • Terapiye neden düzenli olarak gelmek gerekir?

    Terapinin sağlıklı sonuçlanabilmesi için, danışan ile doktor arasında güvene dayalı bir ilişki kurulması, danışanın anlaşıldığını ve kabul edildiğini hissetmesi gerekir. Bu şekilde bir ilişkinin kurulabilmesi  için de danışanın düzenli olarak terapiye devam etmesi önerilir. Dinamik bir süreç olan terapi boyunca terapist, danışandaki değişimleri takip eder.

    Başvurduğunuz sıkıntının ciddiyeti, bu sıkıntının ne kadar zamandır devam ettiği ve sıkıntınızın ne olduğuna bağlı olarak terapinin süresi değişebilir. Genelde bu sıklık haftada birdir ancak her danışan kendi terapistinin önerdiği zaman dilimlerine uymalıdır.

    Terapi başı ve sonu olan bir süreçtir,  ilaç kullanımında olduğu gibi terapiyi sonlandırmaya da terapistinizin karar vermesi gerekir.

    Terapi ilişkisinin nitelikli olabilmesi için ayda birden daha sık geliyor olması gerekir.

  • Depresyona girince ömür boyu ilaç kullanmak mı gerekir?

    Hayır. Depresyon tedavisi genellikle altı ayda biter, ancak ısrarla geri gelen, tekrar eden inatçı depresyonlarda bu süre daha da uzayabilir. Ayrıca doğru ilacı alıyorsanız, bu ilaçların uzun süre kullanılmalarında ciddi bir sakınca yoktur. Zaten uzun süre kullanılmak üzere üretildiklerinden, vücutta ciddi bir tahribat yapmazlar. Önemli olan bu ilaçların doktor gözetiminde kullanılmasıdır, çünkü hiç gerekmediği halde bu tür ilaçları uzun süre almak tahmin edileceği gibi kişi için zararlı olabilir, ruhsal dengeyi bozabilir. Tüm dünyada özellikle de bizim ülkemizde arkadaşlar ve komşular birbirlerine ilaç önerebilmekte, “bana iyi geldi, sen de al” gibi tavsiyeler yapabilmektedir. Bu tip tavsiyeler, sanıldığından daha büyük maliyetler çıkarabilir ve son derece yanlıştır. Ruhsal etkili ilaçlar mutlaka hekim gözetiminde ve denetiminde kullanılmalıdır.

  • Hasta bilgileri gizliliği nasıl olmaktadır?

    Psikiyatrinin en hassas noktalarından biri yapılan görüşmelerin, doktor ve danışan arasında kalmasıdır. Psikiyatrist ve psikologların danışanları ile aralarındaki görüşmeleri, konulan teşhis ya da önerilen ilaçlarla ilgili bilgileri kimseyle paylaşmamaları, mesleki gerekliliktir.

    Psikiyatride tedavinin sağlıklı bir şekilde yürüyebilmesi ve olumlu sonuç alınabilmesi için karşılıklı güven ilişkisi çok önemlidir.

    Kişilerin özel hayatlarıyla ilgili gizli tutulması gereken bilgilerin  herhangi bir platformda yazılı veya sözlü olarak paylaşılmasını yasaklayan bazı düzenlemeler vardır; ancak gizlilik ilkesi, psikolog ve psikiyatristler tarafından daha çok mesleki ahlakın bir konusu olarak düşünüldüğü için, bu konuda çok hassas davranılır.

    Kliniğimize gelen danışanların bilgileri ya da raporları diğer kişi ya da kurumlarla paylaşılmaz.

    18 yaşından gün almış olan danışanlar hakkında bilgiler, aile ile paylaşılmaz. 

  • Çocuğumu doktora getirmek için nasıl ikna etmem gerekir?

    Çocuğunuzu psikoloğa ya da psikiyatriste getirmeniz gerektiği zaman ona, bir uzmana gideceğinizi ve bu uzmanın, sorunlarınızla ilgili olarak size yardımcı olacağını söyleyin. Yaşı ne olursa olsun bu açıklama yapılmalıdır. 'Yaşadığımız problemlerle ilgili bize yol gösterecek birine gidiyoruz' diyebilmelisiniz. Ayrıca çocuğunuza, görüşme sırasında karşılaşacakları hakkında önceden bilgi verebilirsiniz. Örneğin; 'sana bir takım oyuncaklar verecek, resim çizmeni isteyecek, sana bazı sorular soracak' gibi açıklamalarda bulunmak, en doğru yaklaşım olur. Özellikle okul çağındaki çocuklara bu açıklamalar rahatlıkla yapılabilir. Çocuğunuza, yaşadığı kaygı ya da olumsuz duygularla ilgili olarak, ona yardım edecek bir uzman olduğu anlatılmalıdır.

    Çocuğunuza 'bizim de danışacağımız şeyler var' diyebilirsiniz. Çocuk ortak bir sorun için gidildiğini bilirse daha rahat davranabilir. Tüm bunların yanı sıra, ailenin duygusu, davranışı da çok önemlidir. Anne baba gergin ya da bir uzmana gitmek konusunda kaygılıysa, bu duygu muhtemelen çocuğa da yansıyacaktır. Dolayısıyla; öncelikle ailenin bu durumu kabullenip, rahat olması gerekir. 

  • Psikanaliz nedir?

    Psikanaliz, 1890'lı yıllarda, Viyana'lı Nörolog Sigmund Freud tarafından ruhsal dünyamızın şifrelerini ayrıntılarıyla çözmek ve incelemek, araştırmak üzere kurulmuş olan bir derinlik psikolojisi ekolüdür.

    Psikanaliz kavramı, insanın ruhsal dünyasına dair  tanımlama ve açıklama modelleri geliştirerek, bilinçdışı yaşantılarımızın psikodinamiğini anlamak üzerine temellenir ve terapi sürecinde, bir yanıyla içsel çatışmalarımıza bir yanıyla da insanlararası ilişkilerde ortaya çıkan çatışmalarımıza odaklanır. Bu anlamda psikanaliz, bir tedavi ve terapi tekniğidir. Hayatla başa çıkmamızı zorlaştıran ve ister güncel isterse geçmişe dayalı olan “ ACI ” larımızın (semptomlar) temelinde yatan ana nedene ,yani bilinçdışı çatışmaya ulaşabilmek için  serbest çağrışım yöntemini kullanır. Klasik psikanalizde, danışan/hasta, divana uzanır ve o esnada aklına gelen temel yaşantılarını (güncel ya da geçmişe dayalı), anılarını, deneyimlerini ve rüyalarını serbestçe dile getirir. Terapist ise, sakinlikle ve ilgiyle dinler. Ve hasta/danışan ile terapist arasındaki aktarım ve karşı aktarım süreçlerini kullanan terapist, hastanın konu edindiği yaşantılara dayalı yorumunu seans sırasında ya da sonunda hastaya aktarır. Bu yorumla hastanın/danışanın, bilinçdışı çatışmalarına dayalı farkındalığının arttırılması amaçlanır. Her türden ruhsal çatışma (depresyon/duygu-durum bozuklukları, kaygı, bağımlılıklar, psikotik bozukluklar vs.) psikanalizin çalışma alanı dahilindedir. 

  • Aile Terapisi nedir?

    Aile terapileri, aileyi bir bütün olarak ele almayı hedefleyen bir terapi türü olarak 1950’lerden sonra gelişmiştir.

    Aile terapisinde amaç doğrudan bireylerin ruhsal sorunlarının tedavisine yoğunlaşmak değil bireyler arasındaki ilişki, iletişim sorunlarını ele almaktır.

    Aile ilişkilerinin düzenlenmesi çoğu zaman aile bireylerinin ruhsal sağlığını da olumlu etkiler çünkü aileler üyeleri için genellikle en önemli destek kaynağı olduğu gibi en önemli stres kaynağı da olabilmektedirler. Aile terapisi aile üyelerinin tümünün ya da birkaçının katılımı ile yürütülür. Terapi seanslarında aile bireyleri terapistle birlikte kendi ailelerinin işleyiş biçimini ele alır, tıkanıklık yaratan noktaları bulup alternatif çözümler üretmeye çalışırlar. Aile terapisi sadece eşler arasındaki sorunlara odaklanan eş terapisi formatında yürütülebilir ya da örneğin sorun çocuklarla ilgili olduğunda çocukların da katıldığı seanslar yapılabilir. Terapiler ortalama on beş günlük aralarla birer saatlik sürede uygulanır.  Aile terapileri gereğinde bireysel tedaviler ve ilaç tedavileri ile kombine olarak da sürdürülebilir. 

  • Uzmanlarımızdan Psk. Melisa Paker Akdoğan Ufuk Üniversitesi'nde Seminer Verdi.

    Madalyon Akademi uzmanlarından Klinik Psk. Melisa Paker Akdoğan 24 Mart 2016 Perşembe günü Ufuk Üniversitesi Psikoloji Bölümü Gelişim Topluluğu aracılığı ile öğrencilerle buluştu.  'Hayatınızı Mercek Altına Alın' konulu seminere yaklaşık yüz kişilik bir katılım oldu. Katılımcılara teşekkür ederiz.

     

    29 Mart 2016
  • Türk Psikologlar Derneği Travma ve Afet Birimi uzmanlarından Ceylan Nur Akgün ve Hande Aydın'ın "Toplumsal Travma" Röportajı

    Bu kapsamda doğal afetler ya da toplumsal olaylarda, bu olayları takiben en kısa zamanda mağdurlara ulaşarak psikolojik anlamdaki ihtiyaç tespitini gerçekleştiriyoruz. Mağdurların bu tür olaylar sonrasında yaşadıkları şok nedeniyle bu tür yardımları talep etmeleri zaman alabiliyor. Bu nedenle bu olaylardan yaralı olarak kurtulmuş ya da bir yakınını kaybetmiş olan vatandaşlarımızın çalıştığı kurum, gittiği okul gibi sosyal çevresine psikoeğitimler veriyoruz. Çoğu vatandaşımız bizlere bu etkileşimler sayesinde ulaşabiliyor.

    25 Mart 2016
  • Madalyon Klinik - Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Ziyareti

    Merkezimiz uzmanlarından Dr. İrem Yıldız, 8 Mart Dünya Kadınlar günü ve 14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle, 14 Mart 2016 tarihinde, Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği'nin Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Ziyareti kapsamında, tutuklu kadınların psikiyatrik ilaç kullanımı hakkında sorularını cevapladı ve onlarla bir söyleşi gerçekleştirdi. Madalyon Klinik olarak böyle güzel bir etkinlikte yer almış olmaktan dolayı mutluyuz; davetleri için Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Yıldız Şubesi'ne teşekkür ederiz.

    22 Mart 2016
  • Terörü Lanetliyoruz

    Madalyon Ailesi olarak, dün akşam saatlerinde Ankara'da meydana gelen hain terör saldırısı sonucu hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yaralılarımıza acil şifa, ailelerine sabır diliyoruz.

    14 Mart 2016
  • Açık Eğitim Duyurusu (Ankara) - İlişki Kurma Sanatı

    Birbirinden farklı karakter özelliklerine sahip, farklı değer yargıları ve inançları olan insanların profesyonel, sosyal ve duygusal ilişkiler kurabilmesini bir sanata çevirmek ancak kişinin kendini ve diğerlerini anlayabilmesiyle mümkün. Peki bunu nasıl yapacağız?

    16 Şubat 2016
  • Açık Eğitim Duyurusu (İstanbul) - İlişki Kurma Sanatı

    13 Şubat Cumartesi günü, Madalyon Kurumsal – Psikoloji Odaklı Eğitim Merkezi eğitmenlerinden Psk.Hande Cesur eşliğinde, iletişimin önündeki engelleri kaldırabilmeyi ve nefes alan ilişkiler yaratabilmeyi hedefleyen bu eğitimde, iletişimin tüm öğelerini anlayarak; psikoloji biliminin, insanları anlamak ve kendimizi ifade etmek için önerdiği çözümleri tartışacağız.

     



    09 Şubat 2016
  • Dr. Gülseren Budayıcıoğlu Söyleşi ve İmza Gününde Kitapseverlerle Buluşuyor!

    13 Şubat Cumartesi günü saat 15.00’te D&R Ankara Panora AVM’de “Kadın Erkek İlişkileri, Mutluluk” konulu söyleşi ve imza gününe tüm kitapseverleri bekliyoruz.

    05 Şubat 2016
  • Madalyon Kurumsal'da Açık Eğitimlerimiz Başlıyor!

    İlk eğitimimiz "Bir Kalp Bir Beyinle İki Hayatı Yönetmek | İş ve Özel Hayatın Dengesi", 6 Şubat Cumartesi günü Saat: 14.00-16.00 arasında, Psikolog Hande Cesur'un sunumuyla Madalyon Psikiyatri Merkezi'nde. 

    29 Ocak 2016
  • Madalyon Psikiyatri Merkezi Ekibi TSE Eğitim Programından Geçti

    Madalyon Psikiyatri Merkezi Ekibi olarak danışanlarımıza verdiğimiz hizmeti daha da kaliteli hale getirmek adına TSE EN ISO 9001 – Kalite Yönetim Sistemleri eğitimi aldık. 

    10 Temmuz 2015
  • Çocuklarda Tik Bozuklukları

    Uzmanlarımızdan Klinik Psk. İpek Gökozan'ın Milliyet Gazetesi'nde yayımlanan yazısına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. 

    http://www.milliyet.com.tr/cocuklarda-tik-bozukluklari-pembenar-yazardetay-saglik-2078407/

    30 Haziran 2015
  • Depresyon Nedir? Belirtileri ve Tedavi Yolları

    Son zamanlarda yaşamın getirdiği zor koşullarla birlikte “Bugün biraz depresifim, bu aralar depresyondayım” gibi cümleleri sık sık duymaktayız. 

    18 Haziran 2015
  • Hiperaktivite Nedir? Belirtileri ve Tedavi Yolları

    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) aşırı hareketlilik, dürtüsellik (düşünmeden hareket etme), dikkat dağınıklığı belirtileri ile kişinin akademik, sosyal, mesleki yaşamlarında olumsuz etkileri olan psikiyatrik bir bozukluktur. 

    18 Haziran 2015
  • Terapi Nedir?

    Terapi denince çoğumuzun aklına filmlerdeki terapi sahneleri gelir; danışan bir divana uzanmıştır, terapistin yüz ifadesi yok denecek kadar azdır ve terapi “Çocukluğunuza dönelim” ile başlar. Aslında terapi boyunca olan gerçekte bu değildir.

    18 Haziran 2015
  • Stres Nedir? Nasıl Başa çıkılır?

    Hepimizin hayatında stres kaçınılmazdır. Hemen hemen her gün stres ile karşılaşırız; trafik sıkışıktır ve işe yetişmemiz gerekebilir, yöneticimiz son anda bize yeni bir görev verebilir ve görevin yetişmesine az bir süre vardır, romantik partnerimiz ile tartışabilir ve kendimizi yeterince iyi ifade edemediğimizi düşünebiliriz…

    18 Haziran 2015
  • Mesleki Danışmanlık

    Üniversite tercihlerinizi yaparken desteğe daha fazla ihtiyaç duyabilirsiniz... Böyle bir dönemde aklınızı karıştıran birçok soru veya sorun olabilir. Bu süreci daha iyi yönetebilmek için uzmanlarımızdan mesleki ilgi ve kariyer planlamada danışmanlık hizmeti alabilirsiniz.

    12 Haziran 2015
  • İstanbul Madalyon'da Neurobiofeedback Uygulamasının Yapıldığını Biliyor Muydunuz?

    Neurobiofeedback kişinin zihnini ve bedensel bazı belirtilerini kontrol edebildiğini kanıtlayan bir cihazdır.  Biofeedback bizlere kalp atışı, vücut sıcaklığı, nefes alış verişlerimiz, kas gerginliğimiz gibi bedensel verilerimizi sunarken, neurofeedback beyin dalgalarını ölçer ve bunları  bir ekrana yansıtır. Her iki sistemde de ölçümler parmaklara, vücuda ve başa yerleştirilen elektronik sensörler aracılığı ile yapılmaktadır.

    09 Haziran 2015
  • Teo Serisi'nin İlk Üç Kitabı Yayımlandı

    Madalyon Psikiyatri Merkezi uzmanları tarafından hazırlanan Teo Serisi’nin ilk üç kitabı yayımlandı.

    Minik kahramanımız Teo, Türkiye’de yaşayan bir ailenin büyüme yolundaki sevimli, neşeli, muzip çocuğu. Her şeyi merak edip sorgulayan, sürekli hayaller kuran Teo her çocuk gibi kimi zaman içinden çıkamadığı durumlarla karşılaşır. İşte bu seride Teo, ailesinin uygun yaklaşımlarıyla ona sıkıntı veren bu durumlardan kurtulur. 

    21 Kasım 2014
  • Kahvaltı Yapmadan Evden Çıkmayın

    Kahvaltı öğünlerin en önemlisidir ve asla atlanmamalıdır. Zaman bulamamak bahanesiyle ertelediğiniz kahvaltılar, metabolizmanızı yavaşlatmaktadır. Ofis ortamında dahi kolayca hazırlayabileceğiniz pratik bir tarife ne dersiniz? Yulafın tok tutucu özelliği ile mevsim meyvelerinin antioksidan etkisinden faydalanarak, sadece 5 dakikada hazırlayabileceğiniz pratik kahvaltı ile artık metabolizmalar hızlanacak.

    30 Eylül 2014
  • Yeni Diyetisyenimiz Ailemize Katıldı

    Yeni diyetisyenimiz Aysu Özkan merkezimizin Diyet ve Beslenme Bölümünde çalışmaya başladı. Yaşlılık Beslenmesi, Sporcu Beslenmesi, Gebe ve Emzikli Beslenmesi gibi konularda da destek verecek olan Diyetisteyen Aysu Özkan Pazar hariç her gün 09.00-18.30 saatleri arasında Ankara şubemizde hizmet verecektir. 

    07 Ağustos 2014
  • Aile yapınız geleneksel mi?

    Psikolog Cem Özgen ile geleneksel aile yapısı ve çocuk yetiştirme şekilleri üzerindeki etkisi hakkında keyifli bir sohbet yaptık. Cem Özgen’e göre, geleneksel yapımızda demokratik aile kavramı yok.

    17 Temmuz 2014
  • Anksiyete Nedir? Belirtileri ve Tedavi Yolları

    Her insan belli durumlar karşısında kaygı yaşar, ancak kaygı kimi zaman sürekli bir hal alır. Kişi kötü bir haber alacakmış, bir felaket durumu ile karşı karşıya kalacakmış gibi belirli bir nedeni olmayan korku, tedirginlik, huzursuzluk hissi duyabilir.

    18 Haziran 2014
  • Panik Atak Nedir? Belirtileri ve Tedavi Yolları

    Panik atak, aniden ortaya çıkan, kişiye yoğun sıkıntı ve korku hissi veren, çeşitli bedensel belirtilerle bir süre devam eden nöbetlerdir.

    18 Haziran 2014
  • Çocukların Akıllı Ev Projesini Değerlendirdik

    Madalyon Psikiyatri Merkezi'nden Uzman Psikolog Pınar Çakır Aksu ve RPR Medya AŞ İnşaat Sektör Temsilcisi Ceren İlbaşı'dan oluşan jürimiz seçim yaparken oldukça zorlandı. Dereceye giren öğrencilerimizin tasarımlarını, hem hayata geçirilebilir olmasına hem de yaratıcı tasarımlara dikkat ederek değerlendirdik. 

    03 Haziran 2014
  • Soma ve Çocuk

    Madalyon Psikiyatri Merkezi resmi açıklamasıdır.

    13 Mayıs 2014 tarihinde Manisa ili Soma ilçesinde meydana gelen elim olay sebebiyle toplumun her kesiminde derin bir hüzün yaşanmaktadır. Birçok kişi, kitle iletişim araçlarından aldığı bilgiler ve izlediği görüntülerle, yaşanan olayda hayatını kaybeden işçilerimizin ailelerinin yasına ortak olmaktadır. 

    16 Mayıs 2014
  • Kedi Vahşetinin Altındaki Psikoloji

    Türkiye Eskişehir’de yaşanan kedi vahşetini konuşuyor. Haberin büyük etki uyandırmasında şüphesiz ki, görüntülerin soğukkanlılıkla sosyal medyada paylaşılması da etkili oldu.

    10 Şubat 2014
  • Antidepresan Kullanımı Neden Arttı

    Antidepresan ilaç kullanımının yüzde 56 oranında arttığını belirtilmesi üzerine Psikiyatrist Dr. Gülseren Budayıcıoğlu açıklamada bulundu.

    04 Şubat 2014
  • Sosyal Medyada 'Phubbing' Çılgınlığı

    Medya ve İletişim Uzmanı Hande Cesur, sosyal medyadan hayatımıza sızan ‘phubbing’ kavramına açıklık getirerek, bu çılgınlığın tehlike çanları çaldığının altını çizdi. 

    24 Ekim 2013
  • Yeni Evli Çiftlere Öneriler

    Madalyon Psikiyatri Merkezi uzmanlarından Klinik Psikolog Handan Ergün Hoşrik ile yeni evlenen çiftlere öneriler, evlilikte ilk ayların zorlukları ve çift terapisi üzerine keyifli bir röportaj yaptık.

    18 Ekim 2013
  • Dünya Ruh Sağlığı Günü İçin Bir Araya Geldiler

    Madalyon Psikiyatri Merkezi kurucusu Psikiyatrist Dr. Gülseren Budayıcıoğlu ve Psikiyatrist Prof. Dr. Cengiz Güleç Dünya Ruh Sağlığı Günü için bir araya geldi.

    10 Ekim 2013
  • Zihinsel Antrenman Sporda Performansı Arttırıyor

    Türkiye Tenis Federasyonu III. Kademe Tenis Antrenörlüğü kursunda Madalyon Psikiyatri Merkezi İletişim Uzmanı Hande Cesur tarafından ‘Zihinsel Antrenman’ eğitimi verildi. Hande Cesur zihinsel antrenman konusunda yeterli bilgiye ve deneyime sahip tüm antrenörlerin sporcularını en büyük hedefleri olan başarıya taşıyabileceklerinin altını çizerek zihinsel antrenman konusunda şu bilgileri verdi:

    08 Ekim 2013
  • Özel Eğitim Merkezlerinde Psikolojik Destek Çok Önemli

    Madalyon Psikiyatri Kliniği tüm ilginin yeni eğitim öğretim döneminde olduğu bu günlerde dikkatleri eğitimin başka bir ayağına çekerek, özel durumu olan çocukların ailelerini Özel Eğitim Merkezleriyle ilgili bilgilendirdi. Merkezin uzmanlarından Psikolog Pınar Daldikler bu konuda yönelttiğimiz soruları yanıtlarken, özel eğitimde psikolojik desteğin öneminin altını çizdi.

    25 Eylül 2013
  • Sponsorluğunu Üstlendiğimiz 3.ODTÜ Sinirbilim Günleri

    Madalyon Psikiyatri Merkezi Sponsorluğunda, 3. ODTÜ Sinirbilim Günleri, Kongre Kayıtları Başlamıştır. Başkanımız Dr. Gülseren BUDAYICIOĞLU Konuşmacı Olarak Katılacaklardı

    14 Nisan 2017
  • “Cinsel Gelişim” Eğitimi

    Merkezimiz Psikologlarından Psk. Çağla Kınalı tarafından Yıldız Koleji öğrencilerinin anne babalarına “Cinsel Gelişim” konulu eğitim verildi.

    04 Haziran 2013
  • “Sınav Kaygısı” Konulu Seminer

    Merkezimiz Psikologlarından Psk. Damla Til tarafından Sainte Pulcherie Mezunları Vakfı Özel Yeni Nesil 2000 İlköğretim Okulu 7. Ve 8. Sınıf öğrencilerine 'Sınav Kaygısı" konulu seminer verildi.

    04 Haziran 2013
  • İstanbul Şubemiz de SGK ile Çalışmaya Başlamıştır

    İstanbul şubemizde 27 Mayıs 2013 tarihinden itibaren SGK'lı hastaların kabulüne başlanacaktır.

    23 Mayıs 2013
  • CogniPlus

    CogniPlus dikkat, bellek, yürütücü işlevler ve görsel-motor koordinasyon yeteneklerinin geliştirilmesi için kullanılan bilgisayar destekli bir zihin geliştirme programıdır.

    11 Mayıs 2013
  • Çocuğunuzla Merkezimize Gelirken Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Çocuğunuza yapılması gereken açıklama, görüşmeye katılması gereken kişiler ve test uygulamalarına gelirken dikkat edilmesi gereken hususlar ile ilgili kısa bilgiler.

    18 Mart 2013
  • Madalyon Psikiyatri Merkezi İstanbul Şubesi Açıldı!

    Karanfil Sokak No:5 Levent / Beşiktaş İstanbul adresinde hizmet vermeye başlamıştır.

    Randevu için: 0212 - 284 01 01

    23 Kasım 2012
  • Nöroloji Bölümümüz Açılmıştır

    Madalyon Psikiyatri Merkezi Nöroloji Bölümü, tüm nörolojik hastalıkların tanı ve tedavisiyle ilgili hizmet vermektedir. 

    23 Kasım 2012
  • Tele Seans

    Telefon randevusu sayesinde Türkiye’nin neresinde olursanız olun doktorunuz veya psikologunuz ile telefon aracılığı ile 30dk veya 45dk görüşme yapabilirsiniz.

    26 Temmuz 2011
  • Vajinismus Tanı ve Tedavisi

    Günümüzde güncel yaklaşımlarla tedavisi kısa sürede gerçekleşebilen, cinsel ilişkiye girememek olarak bilinen yaklaşık her 10 kadından birinde görülen bir rahatsızlıktır.

    26 Temmuz 2011
  • EMDR Terapi

    EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden Yapılandırma) çözümlenmemiş anıların rahatsız edici etkilerini ortadan kaldırmaya yönelik bir metottur. 

    26 Temmuz 2011
  • Beslenme ve Diyet Bölümümüz Açılmıştır

    Yaşamın her döneminde sağlığın temelini oluşturan beslenme, insanın büyümesi, gelişmesi, fizyolojik işlevlerini sürdürmesi ve sağlıklı olarak uzun süre yaşaması için gereklidir.

    26 Temmuz 2011